Bu çalışma serimizde uluslararası suçlar kapsamına giren soykırım ve insanlığa karşı suçların yargılanması aşamasında Uluslararası Adalet Divanı’nın rolü incelenmekte olup serimizin son yazısında konunun özü değerlendirilerek sonuca varılacaktır.
Çalışma serimizin ilk yazısında soykırım ve insanlığa karşı suçlar incelenerek suçların birbirinden farkları değerlendirilmiştir. İlgiliyi yazıyı okumak için tıklayınız.
Çalışma serimizin ikinci yazısında Uluslararası Hukukta Soykırım Suçu Ve İnsanlığa Karşı Suçların Yargılaması konusu değerlendirilmiştir. İlgiliyi yazıyı okumak için tıklayınız.
Daha önceki çalışma serimiz olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının iç hukuka etkisi serisini okumak için tıklayınız.
SOYKIRIM SUÇU VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA ULUSLARARASI ADALET DİVANININ YARGILAMA YETKİSİ:
1.1. Genel Olarak Uluslararası Adalet Divanı ve Yargı Yetkisi:
Uluslararası Adalet Divanı’nın merkezi Hollanda’nın Lahey kentindedir. Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi’nden seçilen 15 yargıçtan oluşur. Yargıçlar değişik ülkelerden seçilir, böylece dünyadaki değişik hukuk sistemlerinin temsil edilmesi amaçlanır[1].
Divanın yetki alanı, bir uluslararası uyuşmazlıkta taraf olan ülkelerin kendisine getirdikleri davalar ile BM Antlaşması’nda ya da yürürlükteki uluslararası antlaşmalarda özellikle öngörülmüş konuları içine alır.
UAD’nın yargı yetkisi bakımından çeşitli tasniflere gitmek mümkün olmakla birlikte temel olarak çekişmeli yargı yetkisi (contentious jurisdiction) ve danışma görüşü verme yetkisi (advisory opinion jurisdiction) olarak ikiye ayrıldığını söylemek mümkündür[2].
Bazı yazarlar UAD’nın yargı yetkisini zorunlu yargı yetkisi (compulsory jurisdiction) ve gönüllü yargı yetkisi (voluntary jurisdiction) başlıkları altında incelemişlerdir[3]. Yine doktrinde kimi yazarlar tarafından doğrudan çekişmeli yargı yetkisi ve tavsiye görüşü verme yetkisi terimlerini kullanmamış ve “devletlerarası davalarda karar yetkisi” ve “danışma görüşü verme” yetkisi şeklinde tasnif yapılmıştır[4].

1.2. Soykırım Suçu ve İnsanlığa Karşı Suçlarda Uluslararası Adalet Divanı’nın Yargılama Yetkisi:
Uluslararası ceza hukukunun gelişimi ve günümüzdeki durumu göz önünde bulundurulduğunda, ceza yargılaması yapan uluslararası mahkemelerin, bireysel cezai sorumluluk ilkesi ile sınırlandırıldıkları görülmektedir. Sözleşme’nin uygulanması konusundaki yükümlülüğün devletlere getirilmesi, Sözleşme’nin ihlali halinde devletin hukuksal kişiliğinden kaynaklanan sorumluluğunun doğmasına neden olabilmektedir[5].
Uluslararası suçların, özelde “suçların suçu”[6] (crimes of crime) olarak nitelendirilen soykırım suçunun bireysel cezai kovuşturmasının yanı sıra devletin sorumluluğuna kaynaklık edebilmesi için ihlali gerçekleştirenlerin, i) devlet adına onun bir organı olarak hareket etmeleri, eylemlerini ii) de jure yetkili kılınan ya da iii) devletin doğrudan kontrol ettiği de facto unsurlar aracılığı ile gerçekleştirmesi gerekmektedir. Aksi halde sorumluluk hukuku bireysel cezai sorumluluk kapsamı ile sınırlı kalmaktadır.
Nitekim Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna-Hersek v. Sırbistan-Karadağ Kararı’nda da[7] davacı Bosna Hersek Cumhuriyeti tarafından Soykırım Sözleşmesi’nin II/a, b ve e bentlerini ihlal edildiği ve edilmekte olduğu iddia edilmiştir. Divan ise soykırım konusundaki değerlendirmelerine, Sözleşme’nin devlet sorumluluğuna dair maddelerini sıralayarak başlamıştır ve dava bakımından Divan’ın yetkisine giren maddenin Sözleşme’nin 9. maddesi olduğunu ifade etmiştir (par. 147). Böylelikle Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nin davanın kabul edilebilir olmadığına dair iddiası, Sözleşme’nin 9. maddesine dayandırılarak reddedilmiştir.
UAD; anılan davada devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğünün, kendi etkisi altında bulunan kişileri ya da organların eylemlerini ya da uluslararası hukuka göre devlete atfedilebilecek eylemleri önleme yükümlülüğü getirdiğini vurgulamıştır. Böylelikle Divan, Sözleşme’de yer alan soykırımı önleme yükümlülüğünün, soykırımı işlememe yükümlülüğünü “ima ettiğini” (implies) ifade etmiştir (par. 166). Sonuç olarak ise divan; sözleşen Tarafların, Sözleşme uyarınca, eylemleri devletlere atfedilebilecek kişiler, organlar ya da gruplar aracılığı ile soykırım suçu işlememekle ve III. maddede belirtilen eylemleri gerçekleştirmemekle yükümlü olduklarını ifade etmiştir (par. 180) ve dolayısı ile herhangi bir bireyin mahkûm olmadığı durumlarda dahi soykırım ve soykırıma iştirak suçlarının devlet sorumluluğuna yol açabileceğini dile getirmiştir (par. 182).
Yine suçun manevi yönünden inceleme yaparken divan; Sözleşen Tarafların, Sözleşme uyarınca, eylemleri devletlere atfedilebilecek kişiler, organlar ya da gruplar aracılığı ile soykırım suçu işlememekle ve III. maddede belirtilen eylemleri gerçekleştirmemekle yükümlü olduklarını ifade etmiştir (par. 180) ve dolayısı ile herhangi bir bireyin mahkûm olmadığı durumlarda dahi soykırım ve soykırıma iştirak suçlarının devlet sorumluluğuna yol açabileceğini dile getirmiştir (par. 182).
Uluslararası Adalet Divanı’nın anılan kararı, gerek “de jure” bağlantının ölçüt olarak kabul edilmesinin devletlere, sorumluluk doğuracak ihlallerden kaçınmaya yönelik ipuçları sunması[8] gerekse yeterli delil bulunmadığı belirtiliyor olmasına rağmen taraflardan ek belge sunmalarının dahi istenmemiş olmasının çelişkili olması nedeniyle eleştirilmiştir.
Yine de Divan’ın Soykırım Sözleşmesi’nin yorumu kısmında özellikle soykırımı önleme konusundaki pozitif yükümlülüğün ülkesel yetki ile sınırlı olmadığını, aksine evrensel bir niteliğe sahip olduğunu ve söz konusu önleme yükümlülüğünün mutlak bir nitelikten öte devletin yetisi oranında alabileceği tüm önlemlere başvurma yükümlülüğü olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulaması, literatürde “son derece ilerici”[9] ve hatta “devrimci”[10] bir yaklaşım olarak dahi değerlendirilmiştir.
Son olarak; Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail aleyhine açtığı “soykırım” davasında UAD, İsrail’in Refah’a yönelik askeri operasyonlarını durdurmasını da içeren ek ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin 24.05.2024 tarihli kararında;
“-Gazze’deki Filistinli grubun kısmen ya da tamamen fiziksel olarak yok olmasına yol açabilecek yaşam koşullarına neden olabilecek askeri saldırıların ve Refah vilayetindeki diğer eylemlerin derhal durdurulmasına;
– Acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın engelsiz bir şekilde sağlanması için Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına;
– Soykırım iddialarını araştırmak üzere Birleşmiş Milletlerin yetkili organları tarafından görevlendirilen herhangi bir soruşturma komisyonu, araştırma misyonu veya diğer araştırma organlarının, Gazze Şeridi’ne engelsiz erişimini sağlamak için etkili tedbirler alınmasına;
– İsrail’in, mevcut kararın yürürlüğe girmesi için alınan tüm tedbirlere ilişkin olarak, karar tarihinden itibaren bir ay içinde Mahkeme’ye bir rapor sunmasına” hükmedilmiştir. Yine anılan kararın bağlayıcılığı hususunda bir takım eleştiriler ileri sürülebilecek ise de kararın uluslararası suçların sona erdirilmesi yönündeki kesin ve net iradeyi temsil etmesi nazarında uluslararası hukuka katkıda bulunacağı açıktır.
Özetlenecek olursa; BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin ihlali nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı’na başvuru yapılması, paralel şekilde insanlığa karşı suç işlendiği gerekçesiyle başvuru yapılmasının mümkün olduğu, çalışmamızın konusunu oluşturan suçlara yönelik olarak Divan’ın yargılama yetkisinin bulunduğu, ancak danışma görüşünden ibaret kararlarının taraflar yönünden hukuken bağlayıcılığının bulunmadığı sonucuna ulaşılacaktır. Kararlarının bağlayıcı olmaması ise sonuç doğurmadığı-efektif olmadığı anlamına gelmemekte olup UAD, ilgili suçların araştırılması, tespiti vs. yönünden etkili bir hukuki mekanizmadır.

Gerek insanlığa karşı suçlar gerekse soykırım, insanlığın vicdanında derin yaralar yaratan ve mağdurları sadece saldırıya maruz kalanlarla sınırlı olmayıp tüm insanlığı hedef alan suçlar olması bakımından uluslararası hukukta kınanarak cezalandırılması gereken suçlar arasına alınmıştır[11]. Suçların vahameti dikkate alındığında, uluslararası hukuk yönünden devletlere yükümlülükler yüklemek ve bu yükümlülüklerin ihlali durumunda hukuki yaptırımlara başvurmak gerektiği kuşkusuzdur.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım ve insanlığa karşı suçlarda çekişmeli yargılama yapmaya ve yaptırım uygulamaya yetkilidir. Uluslararası Adalet Divanı ise, davacının belirttiği iddia üzerinden inceleme yapar ve danışma görüşü verir. Bu noktada danışma görüşünün herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığı bu nedenle de caydırıcılık sağlamayacağı ileri sürülebilecek ise de; UAD danışma görüşlerinin içerdiği tespitler devletlerin uluslararası hukuk yükümlülükleri için büyük önem arz etmektedir[12].
Her ne kadar UAD’nin çekişmeli dava (contentious cases) için yargı yetkisini kabul etmeyen devletlerin danışma görüşlerinde tespit edilen yükümlülüklerinden de kaçınacağı kuvvetle muhtemel ise de UAD’nin tespiti diğer devletler açısından gerekli tedbirlerin alınması ve yaptırımların uygulanması için gerekli hukuki zemini sunabilir. Ayrıca UAD andlaşmaların yorumundan self determinasyon hakkına, uluslararası örgütlerin kişiliğinden dekolonizasyona kadar birçok hususu danışma görüşleri yoluyla açıklığa kavuşturmuştur. Bu nedenle esasen danışma görüşlerinin tarih içerisindeki rolü ve uluslararası hukukun gelişimine olan katkısı beklenenden çok daha büyük olmuştur.
UAD danışma görüşleri uluslararası barış ve güvenliğin tesis edilmesinde etkili bir araç olarak da kullanılabilir[13]. UAD’nin danışma görüşleri yol gösterici nitelikte olabilir ve uyuşmazlığın çözümü başka bir mecrada gerçekleşebilir[14]. Danışma görüşü çerçevesinde de olsa UAD tarafından mevcut uluslararası hukuk sorununun tespit edilmiş olması devletlerarasındaki müzakerelerin daha az tartışmalı geçmesine de katkıda bulunabilecektir[15]. Bu nedenle de soykırım suçu ve insanlığa karşı suçlar yönünden Uluslararası Adalet Divanı’na başvurulabilmesinin mümkün olduğu ve verilecek kararların bağlayıcılığı olmasa dahi devletlerin bu yönde bir ihlal iddiası bulunması durumunda Divan’a başvurmasının uluslararası hukuk ve insan haklarının gelişimi yönünden önemli olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_Adalet_Divan%C4%B1 Erişim Tarihi: 16.05.2024
[2] United Nations Conference on Trade and Development (UNCTAD), Dispute Settlement, General Topics, 1.2) International Court of Justice, 2003, s. 11.
[3] Aloysius P. Llazamom, “Jurisdiction and Compliance in Recent Decisions of the International Court of Justice”, The European Journal of International Law, Cilt: 18, Sayı: 5, 2008, s. 816; Maura A. Bleichert, “The Effectiveness of Voluntary Jurisdiction in the ICJ: El Salvador v. Honduras, A Case in Point”, Fordham International Law Journal, Cilt: 16, Sayı: 3, 1992, s. 804
[4] Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk, 12.b., Turhan, Ankara, 2013, s.481, 483
[5] Ozan Değer, Soykırım Suçu ve Devletin Sorumluluğu: Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna-Hersek v. Sırbistan-Karadağ Kararı s.63
[6] Case ICTR-97-23-S, Prosecutor v. Kambanda, Judgment, 4 Eylül 1998, para. 16
[7] Detaylı inceleme için bkz: Ozan Değer, Soykırım Suçu ve Devletin Sorumluluğu: Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna-Hersek v. Sırbistan-Karadağ Kararı
[8] Mark Gibney, “Genocide and State Responsibility,” Human Rights Law Review, Cilt 7, No 4, 2007, s. 771–772.
[9] Marco Milanovic, “State Responsibility for Genocide: A Follow-Up,” The European Journal of International Law, Cilt 18, No 4, 2007, s. 687.
[10] Gibney, “Genocide and State Responsibility,” s. 772
[11] Dr. Rabia Beyza İNAN; Uluslararası Ceza Yargılamalarında İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım Suçu Eskişehir Barosu Dergisi C:8 Sayı:1 s.84
[12] Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman KARAOĞLU Uluslararası Adalet Divanı Danışma Görüşlerinde Yetki Ve Devletin Sorumluluğu Tartışması, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi s.1413
[13] BEDJAOUI, Mohammed, The Contribution of the International Court of Justice Towards Keeping and Restoring Peace, in Conflict Resolution: New Approaches and Methods, UNESCO Publishing, 2000, p. 13.
[14] AUST, Anthony, Advisory Opinions, Journal of International Dispute Settlement, Vol. 1, Issue 1, 2010, p.123.
[15] Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman KARAOĞLU Uluslararası Adalet Divanı Danışma Görüşlerinde Yetki Ve Devletin Sorumluluğu Tartışması, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi s.1414

