Uygulamada, işverenler tarafından işe giriş bildirgesinin geç de olsa SGK’ya sunulduğu, ancak devamında işçinin fiili çalışmasının bildirilmediği ve primlerinin de ödenmediği görülmektedir. İşbu çalışmamızda, bu gibi durumlarda hizmet tespiti davalarında hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilecektir.
Öncelikle işverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 Sayılı Kanun’un 79. maddesinin 1. fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79. maddesinin 10. fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süreden söz edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.06.2021 tarihli, 2017/2230 esas ve 2021/755 sayılı kararı)
Bu bağlamda, işverenin kuruma işe giriş bildirgesi sunması durumunda hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, nitekim kurumun; işçi ile işveren arasındaki çalışmadan haberdar olduğu, bu nedenle hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılacaktır.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2023 tarihli, 2023/5256 esas ve 2032/5093 sayılı kararında “…işe giriş bildirgesinin varlığı nedeniyle hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, davacının kesintisiz çalıştığı iddiasının bordro tanık beyanları ile doğrulandığı…” olayda işe giriş bildirgesinin bulunması durumunda hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği belirtilmiştir. (Yine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2019 tarihli, 2018/6908 esas ve 2019/6166 sayılı kararı da bu yöndedir).

