Aydınlatılmış Onam Formu hakkında bilgilendirme

HEKİMİN HASTANIN RIZASINI ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ( AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU) NEDİR?

Aydınlatılmış onam, hastanın yapılacak tıbbi müdahalenin niteliği, amacı, riskleri, olası komplikasyonları, alternatif tedavi yöntemleri ve tedaviyi reddetmesi hâlinde doğabilecek sonuçlar hakkında bilgilendirilmesinin ardından özgür iradesiyle verdiği rızadır.

Tıp uygulamalarında hekimin en temel yükümlülüklerinden biri, hastasının rızasını almak ve bu rızayı aydınlatılmış bir biçimde sağlamaktır. Hekim-hasta ilişkisi yalnızca bir tedavi süreci değil, aynı zamanda hukuki ve etik bir ilişki bütünüdür. Bu çerçevede, kişinin kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı, hem insan onurunun hem de bireysel özgürlüğün vazgeçilmez bir unsurudur. Bu hak, ancak kişinin bilgilendirilmiş onayıyla sınırlanabilir. Bu nedenle, hekim tarafından gerçekleştirilen her türlü tıbbi müdahale, hastanın aydınlatılmış rızası bulunmadıkça hukuken meşru sayılmaz.

Aydınlatılmış onam, hastanın yapılacak tıbbi müdahalenin amacı, kapsamı, olası riskleri, yan etkileri, komplikasyon ihtimalleri, alternatif tedavi seçenekleri ve tedavinin reddedilmesi hâlinde doğabilecek sonuçları hakkında yeterli biçimde bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle verdiği onaydır. Bu yönüyle, tıbbi uygulamalarda yalnızca bir formalite değil, hastanın kendi kaderini belirleme hakkının bir yansımasıdır. Hekimin görevi, hastayı salt teknik bilgiyle değil, onun anlayabileceği bir dille, açık ve dürüst biçimde bilgilendirmektir.

Bu yükümlülük hem ulusal hem de uluslararası hukuk normlarıyla güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 17. maddesi, herkesin “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına” sahip olduğunu düzenler. Bu hüküm, kişilerin beden bütünlüğü üzerindeki tasarruflarını korur ve rıza olmaksızın yapılan her türlü tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı kılar. Hasta Hakları Yönetmeliği’nde de bilgilendirme ve rıza sürecini ayrıntılı biçimde düzenler. Buna göre, her hasta, tıbbi müdahale öncesinde kendisine uygulanacak işlemler hakkında bilgi alma hakkına sahiptir.

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü, yalnızca bir belge imzalatmakla yerine getirilmiş sayılmaz. Aydınlatılmış onam formu, bilgilendirme sürecinin ispat aracı niteliğinde olup, hastanın gerçekten aydınlatıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle, formun içeriği kadar bilgilendirme sürecinin niteliği de önemlidir. Bilgilendirme; hastanın eğitim düzeyine, yaşına, ruhsal durumuna ve içinde bulunduğu koşullara uygun biçimde yapılmalıdır. Hekim, karmaşık tıbbi terimler yerine, hastanın anlayabileceği açık bir dil kullanmalı, hastanın tüm sorularını yanıtlamalı ve karar vermesi için yeterli süre tanımalıdır. Aksi hâlde, hasta imza atmış olsa bile, bu rıza “aydınlatılmış” sayılmaz.

Aydınlatılmış onam, sadece hastayı korumakla kalmaz; hekimin de hukuki güvenliğini sağlar. Hekim, usulüne uygun bilgilendirme yaparak ve geçerli bir onam alarak, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda sorumluluk riskini önemli ölçüde azaltır. Zira aydınlatılmış onamın varlığı, hekimin mesleki özenini yerine getirdiğini gösteren en önemli delillerden biridir. Buna karşılık, geçersiz veya eksik onam, yapılan tıbbi müdahalenin hukuka aykırı hale gelmesine ve haksız fiil sorumluluğu doğmasına yol açabilir.

İlgili kanun ve mevzuat hükümlerine bakmak gerekirse:

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun

Madde 70 –Hekimler, diş hekimleri ve dişçiler yapacakları her çeşit ameliye için hastanın, hasta küçük veya hacir altında ise, veli veya vasisinin önceden rızasını alırlar. Büyük cerrahi ameliyeler için bu rızanın yazılı olması gereklidir. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunamadığı veya üzerinde ameliye yapılacak kişi görüş belirtecek durumda değil ise, rıza koşulu aranmaz).

Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliği (1998):

Madde 15- Bilgilendirmenin Kapsamı

Hastaya;

a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,

b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile

tahmini süresi,

c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile

hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,

ç) Muhtemel komplikasyonları,

d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,

e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,

f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,

g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi

verilir.

Bilgi Vermenin Usulü

Madde 18- (Değişik:RG-8/5/2014-28994)

Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.

Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir.

Hastanın kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir.

Hasta, aynı şikayeti ile ilgili olarak bir başka hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci bir görüş almayı talep edebilir.

Acil durumlar dışında, bilgilendirme hastaya makul süre tanınarak yapılır.

Bilgilendirme uygun ortamda ve hastanın mahremiyeti korunarak yapılır.

Hastanın talebi halinde yapılacak işlemin bedeline ilişkin bilgiler sağlık hizmet sunucusunun ilgili birimleri tarafından verilir.

Rıza Formu

Madde 26- (Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994) 

Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.

Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları:

Aydınlatılmış Onam

Madde 26-Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır. Hekim temsilcinin izin vermemesinin kötü niyete dayandığını düşünüyor ve bu durum hastanın yaşamını tehdit ediyorsa, durum adli mercilere bildirilerek izin alınmalıdır. Bunun mümkün olmaması durumunda, hekim başka bir meslektaşına danışmaya çalışır ya da yalnızca yaşamı kurtarmaya yönelik girişimlerde bulunur. Acil durumlarda müdahale etmek hekimin takdirindedir. Tedavisi yasalarla zorunlu kılınan hastalıklar toplum sağlığını tehdit ettiği için hasta veya yasal temsilcisinin aydınlatılmış onamı alınmasa da gerekli tedavi yapılır. Hasta vermiş olduğu aydınlatılmış onamı dilediği zaman geri alabilir.

Sonuç olarak, hekimin hastanın rızasını alma yükümlülüğü, yalnızca bir idari zorunluluk değil; insan onuruna, bireysel özerkliğe ve mesleki etiğe dayanan temel bir ilkedir. Hekim ile hasta arasındaki güven ilişkisinin temeli, bu ilkenin doğru biçimde uygulanmasına bağlıdır. Aydınlatılmış onam, hastayı pasif bir “tedavi nesnesi” olmaktan çıkarıp, sürecin etkin bir öznesi haline getirir. Bu nedenle, her tıbbi müdahalenin ön koşulu, bilgiye dayalı, bilinçli ve özgür bir onamın varlığıdır. Bu ilke, hem tıp etiğinin hem de modern hukuk düzeninin vazgeçilmez güvencelerinden biridir.

Yazar

  • Av. Zeynep Su Çabuk

    Zeynep Su Çabuk, Hukuk Portal platformunun kurucularından olup avukatlık mesleğini ifa etmektedir. Meslek hayatına ağırlıklı olarak Kira Hukuku, İdare Hukuku, Enerji Hukuku, İş Hukuku, Sağlık Hukuku ve Marka ve Patent Hukuku gibi çeşitli alanlarda faaliyet göstermiş olup edindiği tecrübeler ve görüşleri Hukuk Portal üzerinden diğer hukukçulara ve vatandaşlara aktarmayı hedeflemektedir. Kurucumuz, aynı zamanda Ankara Barosu Kariyer Merkezi'nde ve Enerji Hukuku Kurulu'nda divan üyesidir.

    İletişim Bilgileri:
    E-posta: av.zeynepsucabuk@gmail.com
    Telefon: +90 539 203 2514

    Tüm makalelere göz atın

Bir Cevap Yazın

Hukuk Portal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin