- Tanım ve Kapsam
Hekimin dikkat ve özen yükümlülüğü, tıbbi müdahalenin her aşamasında hekimden beklenen mesleki ve hukuki bir davranma biçimidir. Bu yükümlülük, hekimin diğer tüm borçlarını belirleyici bir role sahip temel bir borç olarak kabul edilir. Özen yükümlülüğü iki temel boyutta ele alınabilir. İlk olarak, hekimin mesleğini icra ederken hastanın yararını gözeterek dikkatli ve ihtimamlı hareket etme borcunu ifade eder. İkinci olarak ise, tıbbi müdahale sırasında güncel tıp biliminin gerektirdiği standartların sağlanmas, tıbbi müdahalede bulunulurken tıbbi standardın sağlanması anlamına gelmektedir şeklinde açıklanabilir.
Bu yükümlülük, teşhisin konulması, uygun tedavi yönteminin seçilmesi ve seçilen yöntemin uygulanması dahil olmak üzere tüm tedavi sürecini kapsar. Özen borcunu ihlal eden bir hekimin diğer yükümlülüklerini de tam ve gereği gibi yerine getirdiği kabul edilemez.
Özen yükümlülüğü, hekimin sadece tıbbi kuralları uygulamasını değil, aynı zamanda mesleki bilgi ve tecrübesini sürekli güncel tutmasını, tıp bilimindeki gelişmeleri takip etmesini de gerektirir. Ayrıca, hekimin kendi bilgi ve tecrübesini aşan durumlarda hastayı ilgili uzmana yönlendirmesi de bu yükümlülüğün bir gereğidir.
Yargı kararlarına göre, hekim ile hasta arasındaki ilişki hukuken vekalet sözleşmesi niteliğindedir ve hekimin dikkat ve özen yükümlülüğü bu sözleşmeden doğan temel bir borçtur. Bu ilişki, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) vekalet akdini düzenleyen maddelerine (eski BK m. 386 vd., yeni TBK m. 502 vd.) tabidir. Kararlarda istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, vekil konumundaki hekim, “vekâlet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur” (Yargıtay 3. HD-2021/1863; ilkDerece-İstanbul 14. ATM-2017/115).
Hekimin sorumluluk standardı oldukça yüksektir. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara tabi tutulmuş olup, “vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur” (Yargıtay HGK-2020/592; ilkDerece-İstanbul Anadolu 3. ATM-2015/142). Bu ilke uyarınca, “doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir” (Yargıtay 13. HD-2014/6418; bam-İstanbul BAM 40. HD-2019/1269). Hekimlik mesleğinin insan yaşamı, sağlığı ve vücut bütünlüğü gibi temel haklarla doğrudan ilgili olması nedeniyle, “bir hekimden beklenen özen yükümlülüğünün doğuracağı sonuçlar diğer mesleklere nazaran daha fazladır” (bam-İstanbul BAM 14. HD-2021/1653; Yargıtay HGK-2020/592).
- Hukuki Dayanakları
Hekimin özen yükümlülüğü, hem mevzuattaki özel düzenlemelerden hem de sözleşme hukukunun genel prensiplerinden kaynaklanmaktadır.
- Türk Borçlar Kanunu (TBK):Hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle vekalet (TBK m. 506) veya eser (TBK m. 471) sözleşmesi olarak nitelendirilir. Her iki sözleşme türünde de mesleki işi gören tarafın özen borcu düzenlenmiştir.
TBK Madde 471:
”Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.”
TBK Madde 506:
“Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” şeklindedir.
- Tıbbi Mevzuat:Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği (HHY) gibi düzenlemeler, hekimin özen yükümlülüğünü açıkça hüküm altına almıştır.
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi Madde 2 :
“Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve
şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir.
Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir.” şeklindedir.
Hasta Hakları Yönetmeliği Tıbbi Özen Gösterilmesi Madde 14:
“Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” şeklindedir.
- Uluslararası Sözleşmeler:Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, hekimin özen yükümlülüğü için uluslararası bir standart belirlemiştir.
Avrupa Biyotıp Sözleşmesi Mesleki Standartlar Başlıklı Madde 4:
“Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” şeklindedir.
- Özen Yükümlülüğünün Ölçütü
Hekimin özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığının tespitinde objektif ve subjektif ölçütler kullanılır.
- Objektif Özen:Bu ölçüt, hekimin kusurunun belirlenmesinde temel alınan ana kriterdir. Objektif özen, aynı uzmanlık alanındaki, ortalama bilgi ve beceriye sahip, makul ve basiretli bir hekimin benzer şartlar altında göstereceği davranışı ifade eder. Bu değerlendirmede hekimin kişisel yetenekleri değil, mesleki standarda uygun davranıp davranmadığı esas alınır. Ancak somut olayın koşulları da dikkate alınır.
- Subjektif Özen:Bu ölçüt, hekimin kişisel bilgi, beceri ve tecrübesinin ortalamanın üzerinde olması durumunda dikkate alınır. Dolayısıyla, ortalamanın üzerinde yetkinliğe sahip bir hekimden, bu yetkinliklerini kullanması beklenir.
- Aydınlatma Yükümlülüğü
Aydınlatma yükümlülüğü, hekimin özen borcunun ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bu yükümlülük, hastanın “kendi geleceğini belirleme hakkı” kapsamında bedensel ve ruhsal bütünlüğü ile ilgili serbestçe karar alabilmesini temin etmeye yöneliktir (ilkDerece-İstanbul 2. ATM-2021/750; ilkDerece-İstanbul 9. ATM-2014/1439). Hekim, “görevini yüksek özenle yerine getirmeli ve hastanın bilgi alma hakkı kapsamında onu aydınlatmalıdır” (Yargıtay HGK-2020/592).
Aydınlatmanın kapsamı; hastalığın muhtemel sebepleri, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı, riskleri, olası yan etkileri, alternatif tedavi seçenekleri ve tedaviyi reddetme durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar gibi konuları içerir. Bilgilendirmenin “hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde” yapılması zorunludur (ilkDerece-İstanbul Anadolu 12. ATM-2020/491; Yargıtay HGK-2020/592). Yargı kararlarında, “aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü ise hekimdedir” ilkesi benimsenmiştir (ilkDerece-İstanbul Anadolu 9. ATM-2017/395; bam-İstanbul BAM 45. HD-2021/542).
- Yargıtay İçtihatlarında Özen Yükümlülüğü
Yargıtay, hekimin özen yükümlülüğünü oldukça yüksek bir standartta ele almaktadır. İçtihatlarda “titiz bir ihtimam ve dikkat” kavramına vurgu yapılmakta ve hekimin en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulacağı belirtilmektedir. Yargıtay kararlarına göre hekim, en ufak bir tereddüt durumunda dahi bu tereddüdü giderecek tüm araştırmaları yapmak ve gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür.
- Özen Yükümlülüğünün İhlalinin Sonuçları
Hekimin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması, “tıbbi kötü uygulama” veya “malpraktis” olarak nitelendirilir ve hekimin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurur. Ancak hekimin sorumluluğu, tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasından değil, bu sonuca ulaşmak için gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanır.
Özen yükümlülüğünün ihlali ile tıbbın kabul ettiği riskler olan “komplikasyon” kavramı birbirinden ayrılmalıdır.

