Arama kararını tesis edebilecek merci kural olarak mahkeme (hâkim) olduğundan, savcı tarafından verilecek arama kararının hukuka uygunluğundan söz edilebilmesi için kanunun açık hükmü gereği gecikmesinde sakınca bulunan halin Cumhuriyet Savcısı tarafından somut gerekçelerle ortaya konması gerekmektedir. Aksi halde anılan arama kararı hukuka aykırı hale gelecek ve sanık aleyhine kullanılamayacaktır.
Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 20.03.2023 tarihli, 2022/14358 esas ve 2023/3303 sayılı kararında.”…Cumhuriyet Savcısı tarafından ilgili Sulh Ceza Mahkemesinden arama kararı verilmesi talebinde bulunulmaksızın doğrudan gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle yazılı arama emri verildiği, arama emrinde gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesi belirtilmediği gibi dosya içerisinde bulunan arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği…” gerekçelerinden hareketle aramanın hukuka uygun olmaması nedeniyle sanığın 5607 sayılı kanuna muhalefet suçundan beraati gerektiği belirtilmiştir. Yine Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 15.06.2021 tarihli, 2021/581 esas ve 2021/7919 sayılı kararında sanığın duruma yönelik olarak “…01/10/2015 tarihinde kolluk güçlerinin talebi üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından makul şüphe ve gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 01/10/2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair bir ikrarının da olmadığı, Anayasa’nın 38/2, 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı…” gerekçesinden hareketle sanığın 5607 sayılı kanuna muhalefet suçundan beraatına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

