Tüzel kişiliklerin toplumda yaratmış olduğu ticari kimliğin zedelenmesi ve duyulan güvenin azalması suretiyle gerek gerçek gerekse de tüzel kişi tacirlerin sosyal kişiliklerinin ve/veya ekonomik kişiliklerinin ihlal edilmesi sonucu manevi tazminat talebinde bulunabilmeleri mümkündür. Bu yöntem sayesinde kişilik haklarının korunması tam anlamıyla sağlanmış olacaktır. (Duygu Demirel, Ticari İtibarın Zedelenmesi ve Manevi Tazminat Davası, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 7, Ocak 2013, s. 70)
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2009 tarihli, 2009/2874 esas ve 2009/4157 ve 11. Hukuk Dairesi’nin 05.05.2003 tarihli, 2002/12249 esas ve 2003/4456 sayılı kararlarında “TİCARİ İTİBARIN ZEDELENMESİNDEN KAYNAKLI MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLECEĞİNE DAİR” hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2020 tarihli, 2019/1282 esas ve 2020/1743 sayılı kararında da davacı tarafından TBK m.227/2’ye göre ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat ödetilmesini istediği olayda yüksek mahkemece “…mahkemece, genel hükümler çerçevesinde manevi tazminata yönelik davacının delilleri toplanıp, değerlendirilip, karar verilmesi gerekirken yanlış hukuki niteleme ve yanlış kanun maddeleri ile deliller yeterince değerlendirilmeden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi…” hukuka aykırı kabul edilmiştir.

