Birlikte faillikte birden çok kişi, ortak suç işleme kararı kapsamında, bir suçun işlenmesine değişik katkılarda bulunmaktadır. Bu nedenle birlikte faillik, ortak suç işleme kararı (subjektif unsur) ve fiili birlikte işleme (objektif unsur) olmak üzere iki şartın varlığını gerektirir (Prof. Dr. Timur Demirbaş 14. Baskı, Ceza Hukuku Genel Hükümler, sy.508).
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 27.10.2014 tarihli, 2013/1975 esas ve 2014/17242 sayılı kararında da müşterek failliğe yönelik olarak “…müşterek faillik için; “failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunması” ve “suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesine yaptıkları katkının diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır…” şeklinde açıklamalar yapılmıştır.
Yukarıdaki içtihatta vurgulanan “suçun icrası” için dolandırıcılık suçu açısından öncelikle hileli bir davranışın gerçekleştirilmiş olması şarttır (Koca, M. ve Üzülmez, İ. (2013). Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler. (1.Baskı).sy.629).
Uygulamada, dolandırıcılık suçunun icrasında bir boyut olarak da dolandırıcılık faaliyeti gerçekleştiğinden bihaber şahıslar üzerinden para aktarımının sağlandığı, bu durumda da mahkemeler tarafından asıl faillerle birlikte yalnızca banka hesap bilgilerini paylaşan şahısların da suça iştirak etmiş sanık olarak yargılandıkları görülmektedir.
Konuya yönelik olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 04.06.2024 tarihli, 2021/16966 esas ve 2024/7470 sayılı kararında sanığın diğer sanıkların güvene binaen kart bilgilerini alarak o kart üzerinden işlem yapmak suretiyle suç işlediği olayda “…sanık …’in sanık … dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık …’in de …’le tanışıklığından dolayı duydukları GÜVENLE HESAP VE KART BİLGİLERİNİ PAYLAŞTIĞININ ANLAŞILMASI KARŞISINDA, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi…” iştirak hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı kabul edilmiştir.
Yine Yargıtay 23. Ceza Dairesi’nin 04.05.2016 tarihli, 2016/6935 esas ve 2016/5813 sayılı kararında “…sanık …’in suç tarihinde yanında hamal olarak çalıştığı ve hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanık …’ın, dolandırmak amacıyla internet üzerinden irtibat kurduğu kişilere Bekir’in hesap numarasını verdiği, bu şekilde Bekir’in banka hesabını ve ATM kartını kullanması nedeniyle sanık … hakkında da dolandırıcılıktan kamu davası açılmış ise de; katılanın irtibat kurduğu her iki telefon numarasının da sanık … adına kayıtlı olduğu dikkate alındığında, iddianameye konu eylemin sanık … tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmış, sanık …’un sanık …’ın eylemine dahil olduğuna ilişkin ve cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık …’un beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir…” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Sonuç olarak; yukarıdaki açıklamalar kapsamında dolandırıcılık suçu yönünden yalnızca banka hesap bilgilerini paylaştığı tespit edilen kişiler hakkında, suçun icrası yönünden etkin fonksiyonel bir katkıda bulunduğundan söz edilemeyeceği gibi iştirak kasıtlarının bulunduğu da kabul edilemeyecektir.

