( T.C.K m. 188 ) Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti suçu kapsamında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin ( T.C.K. M. 192 ) hangi kriterler esas alınarak uygulanacağı bakımından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/352 E. , 2025/336 K. Sayılı kararının değerlendirmesi.
ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN UYGULAMA ALANI BAKIMINDAN GENEL DEĞERLENDİRME
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek cezasızlık nedeni gerekse cezadan indirim sebebi olarak TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, ” daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması ” şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir.
Failin, TCK’nın 192. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksinin kabulü, etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacına aykırı olacağı gibi uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıyla yapılmakta olan mücadeleyi de zaafa uğratacak, söz konusu düzenlemenin suistimaline yol açacaktır.
Bu durum ceza adaletini zedeleyecek biçimde failin haksız bir ceza indiriminden yararlanılmasının yolunu da açacaktır.
2- UYUŞMAZLIĞIN KONUSU :
” Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün somut olayda uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. “
3- DOSYA SAFAHATİ
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sabit olan sanığın, Sulh Ceza Hakimliğindeki ” 17.08.2019 ” tarihli sorgusunda; annesi …’nın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair beyanda bulunmuştur.
Bunun üzerine ” 23.10.2019 ” tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur.
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geç
en hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ” 25.10.2019 ” tarihi itibarıyla 2019/17852 sayılı soruşturma başlatılmış,
Söz konusu soruşturma kapsamında kolluğa ilk müzekkerenin yazıldığı ” 14.01.2020 ” tarihine kadar geçen süre zarfında, … ve isnat edilen suç hakkında ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır.
Öte yandan,” 31.10.2019 ” tarihinde elde edilen istihbarat bilgisine istinaden, kolluk tarafından aynı gün…’nin evinde yapılan arama neticesinde toplam otuz sekiz (38) paket hâlindeki suç konusu eroin elegeçirilmesi üzerine, adı geçen hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca 2019/17956 sayılı yeni bir soruşturma başlatılmış ve açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama neticesinde, …’nın uyuşturucumadde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine dair verilen hüküm Özel Dairece onanmıştır.
4- TEMYİZ İNCELEMESİ YAPAN YARGITAY 10. CEZA DAİRESİNİN ” OYÇOKLUĞU ” İLE VERMİŞ OLDUĞU KARARIN GEREKÇESİ
Özel dairece temyiz talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Daire üyelerinden birinin karşı oyu bulunmaktadır. Karşı oy gerekçesi özetle;
” Daire Üyesi …; “Sanık …’in beyanı doğrultusunda etkin bir soruşturma yürütülmüş olsaydı, sanık hakkında5237 sayılı Kanun’un 192/3. maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması mümkünolabilecekken, etkin soruşturma yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan aleyhe durumdan sanığın sorumluolmayacağı cihetle sanık hakkında 192/3 maddesi gereğince etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasıgerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
5- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/352 E. , 2025/336 K. Sayılı ilamının değerlendirilmesi
Özetle;
” Görüldüğü üzere sanığın, …’nin evinde aramanın yapıldığı 31.10.2019 tarihinden aylar öncesinde ve henüzşahıs hakkında kolluk tarafından elde edilmiş herhangi bir bilgi bulunmadığı aşamada, 17.08.2019 tarihliifadesinde adı geçenin uyuşturucu madde ticareti yaptığını beyan etmesine ve bu bağlamda TCK’nın 192/3.maddesi kapsamında kendisinden beklenen doğru, etkili ve faydalı bilgi paylaşımını gerçekleştirmesinerağmen, … hakkında gerçekleştirilen 2019/17852 sayılı soruşturma kapsamında suç duyurusundabulunulduğu 23.10.2019 tarihinden 14.01.2020 tarihine kadar geçen süre zarfında herhangi bir işlemyapılmamıştır. Bu hâliyle söz konusu soruşturmada gerekli özen ve hassasiyetin gösterilmediği, elde edilenbilgi üzerine hızlı ve etkin bir araştırma yapılmadığı sabittir. Halbuki, suç duyurusunun yapıldığı 23.10.2019ya da anılan soruşturmanın başladığı 25.10.2019 tarihinden itibaren gecikmeksizin yapılacak bir araştırmaneticesinde, …’nin evinde aramanın yapıldığı 31.10.2019 tarihinden öncesinde de kamu davasınınaçılmasını için yeterli şüpheyi oluşturacak delillere ulaşılabilmesi mümkündür. ” şeklindedir.
Başka bir deyişle Yargıtay Ceza Genel Kurulu;
Etkin bir soruşturma yürütülmemesinin olumsuz sonuçlarının sanığa yükletilemeyeceğini, bu durumun maddenin gerekçesinde yer alan ” daha fazla zararı önlemek için daha az zarara katlanma ” ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, açıklanan gerekçelerle somut olayda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanarak indirim yapılması gerektiği hususunun kanun koyucunun iradesine uygun olacağını belirtmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus yukarıda işlem safahati kısmında yer alan olayların gelişim sürecini doğru anlamlandırmaktır. Safahat kısmı dikkatle incelendiğinde görülmektedir ki;
Dosya kapsamında beyanda bulunan sanığın beyan tarihi 17.08.2019′ dur.
Sanığın vermiş olduğu beyanlar kapsamında suç duyurusunda bulunulma tarihi 23.10.2019 tarihidir.
İstihbari bilgiye dayalı olarak etkin pişmanlık kapsamında sanığın hakkında beyanda bulunduğu kişilere karşı başkaca soruşturmaya konu işlem tarihi 31.10.2019′ dur. Başka bir deyişle dosya haricinde istihbari bilgiye dayalı olarak başkaca bir dosya daha bulunmaktadır.
Dosya kapsamında savcılık makamının sanığın beyanları kapsamında suç duyurusu üzerine soruşturma başlatma tarihi 25.10.2019′ dur.
Dosya kapsamında savcılık makamının kolluğa ilk müzekkere tarihi 14.01.2020′ dir.
Buradan çıkarılacak sonuç özetle şudur. İstihbari bilgiye dayalı yeni soruşturma tarihinden önce dosya kapsamında sanığın beyanlarına göre soruşturma yürütülebilecekken etkin ve hızlı bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle başkaca dosyada elde edilen deliller bulunması nedeniyle oluşan yeni durumun sanığın aleyhine yorumlanmaması gerektiğidir. Dosyalarda dikkat edilmesi gereken husus işlem sırasının titizlikle takip edilmesidir.
Ayrıca uygulamada ilk derece mahkemelerinin etkin pişmanlığı uygulama noktasında farklı kriterler kullandığı görülmektedir. Bazı mahkemeler kişi hakkında soruşturma neticesinde dava açılıp açılmadığını araştırıp sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerini uygularken, bazı mahkemeler davanın açılıp sonucunda mahkumiyet hükmü verilip verilmediğini araştırarak sonucuna göre etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmayacağına karar vermektedir. Bu uygulamaların yanlış olduğu, uygulamanın hangi kriterlere göre ele alınacağı gerek özel dairenin kararlarında gerekse de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ile ele alınmış olması kafa karışıklıklarının giderilmesi açısından önemli ve anlamlı olmuştur.

