Sıfır alınan aracın ayıplı çıkması ve yolda arıza yapması durumunda tüketici hakları

SIFIR OLARAK ALINAN ARACIN AYIPLI OLMASI DURUMUNDA TÜKETİCİNİN HAKLARI NELERDİR?

Araç sahiplenmek isteyen kişiler tarafından yarattığı kurumsal güvene dayalı olarak bayilerden, galerilerden sıfır (hasarsız, kilometresiz, ayıpsız) olduğu inancı ile araç satın alımları yapılmakla birlikte sonradan gerçekleştirilen ekspertiz incelemelerinde vs. aracın aslında ilk satın alım anında kusurlu, ayıplı olduğu görülmektedir. Bu yazıda, böylesi durumlarda tüketicinin ne gibi hakları olduğu hususu irdelenecektir.

     Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2015 tarihli, 2014/433355 esas ve 2015/5075 sayılı kararında “…davalının (satıcı) davacıya (alıcı) araç sattığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. TKHK nun 4/3 maddesine göre; İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olduğu gözetildiğinde satıcı ve üretici -ithalatçı davalılara karşı açılan eldeki davada 4077 sayılı yasanın 23. maddesi gereğince davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir” şeklinde belirtildiği üzere araç satın alımda imalatçı-bayi ile araç satın alan kişinin arasındaki ilişki açısından araç satın alan tüketici konumunda olup satın alım işlemi de tüketici işlemi olduğundan Tüketici Mahkemeleri görevlidir ve tüketici hukuku uygulanacaktır.

    Tüketicinin Korunması Hakkındaki 6502 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği ayıplı mal “tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan mal” şeklinde tanımlanmıştır. Yine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 11.maddesi gereği malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde tüketici tarafından;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür

     Burada özellikle tespitinde yarar vardır ki yine TKHK m.11 uyarınca seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

       Ayrıca TKHK m. 12 uyarınca zamanaşımına ilişkin olarak kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

  Tüketiciler tarafından haklarının kullanılması aşamasında ayıp ihbarında bulunulması gerekliliği hususu da göz önüne alınmalıdır. Tüketicilerin yaptığı ayıp ihbarında şekil şartı bulunmuyor ise de ihbarın ispatı tüketiciye ait olduğundan uygulamada genellikle yazılı ihtarname göndermek suretiyle ayıp ihbarı yükünün karşılandığı görülmektedir.

     Yine tüketiciler tarafından haklarının kullanımı aşamasında tüketici davalarında 149.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklar için (bu bedel 2025 yılı için geçerlidir) tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğunun bulunduğunun ve bu bedel üstü uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinde dava açılması cihetine gidilecekse zorunlu arabuluculuk şartının bulunduğunun da göz önüne alınması gerekmektedir.       

      Öte yandan belirtmek gerekir ki somut olayın koşullarına göre ayıbın mahiyeti, ayıplı araç satışı nedeniyle doğan maddi zarar vs. göz önüne alınarak tüketiciler tarafından öncelikli olarak ARACIN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ, bunun mümkün olmaması halinde de AYIP ORANINDA BEDEL İNDİRİMİ yapılarak ödeme yapılmasını talep etme hakları da bulunmaktadır.

     Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.09.2020 tarihli, 2017/13-633 esas ve 2020/663 sayılı kararında “…aracın sol arka çamurluğundaki soyulmanın üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetinde olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporuyla tespit olunmuş…” olan olayda yüksek mahkemece “TÜKETİCİ, SATIN ALDIĞI ARACIN SIFIR KİLOMETRE ARAÇLARDAN HAKLI OLARAK BEKLENECEĞİ ÜZERE, HASARSIZ OLDUĞU DÜŞÜNCESİ İLE SÖZLEŞMEYİ İMZALAMIŞ VE BU NİTELİĞE GÖRE BEDELİNİ ÖDEMİŞTİR. Ne var ki araç satış öncesi aşamada hasar görmesi yahut kusurlu imal edilmesi nedeniyle işlem görmüş ve bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere renk farklılığı olmaması için bagaj kapağına da boya taşırılarak ve boyanın orijinalliği bozularak kusurlu onarımlarla ayıp gizlenmek istenmiştir. Oysa 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesinin altıcı fıkrasının birinci cümlesi gereği, satışa ayıplı şekilde sunulan malda bu yöne ilişkin bir açıklama ve uyarının bulunması zorunludur. Gerek ayıbın açıklanan bu mahiyeti gerekse kusurlu onarımlarla kendisinden gizlenen ayıbın satımdan çok kısa bir süre sonra ortaya çıkması ve hemen akabinde tüketicinin hakkını elde edebilmek için tüm yasal yolları takip etmesi göz önünde bulundurulduğunda somut olay bakımından malın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

          Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2023 tarihli, 2023/1901 esas ve 2023/2618 sayılı kararında “…dava konusu aracın davacıya tesliminde taraflarca kararlaştırılmış olan özelliklere sahip olmadığınınanlaşıldığı, davacının satın aldığı aracın sıfır kilometre araçlardan haklı olarak bekleneceği üzere hasarsız olduğu düşüncesi ile sözleşmeyi imzalamış olduğu” şeklinde hüküm tesis edilerek davacının aracın sol arka kapısının çarpmadan kaynaklı çizilerek hasar aldığını gördüğünü olayda aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

     Son olarak, yetki yönünden TKHK kapsamında bir uyuşmazlık (üreticiden-bayiden sıfır olarak araç satın alım) söz konusu olduğundan 6502 sayılı kanunun 73/5 maddesi uyarınca “tüketici davalarının tüketicinin ikametgâhı mahkemesinde de açılabileceği” şeklindeki hükümler de göz önüne alınması gerekmekte olup tüketiciler tarafından tüketicinin ikametgâhı mahkemesinde de işbu davalar açılabilecektir.

Yazar

  • Av. Kadir Çelik

    Kadir Çelik, Hukuk Portal platformunun kurucularından olup avukatlık mesleğini ifa etmektedir. Meslek hayatına ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, İdare Hukuku ve Tazminat Hukuku gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren hukuk bürolarında başlamış olup edindiği tecrübeler ve görüşleri Hukuk Portal üzerinden diğer hukukçulara ve vatandaşlara aktarmayı hedeflemektedir. Kurucumuz, aynı zamanda Çankaya Üniversitesi Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı’na devam etmektedir.

    İletişim Bilgileri:
    E-posta: avcelikkadir@outlook.com
    Telefon: +90 543 407 0490

    Tüm makalelere göz atın

Bir Cevap Yazın

Hukuk Portal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin