Onarıcı adalet sistemi kapsamında fail ve mağdur arasındaki uzlaşma köprüsünü simgeleyen illüstrasyon

ONARICI ADALET KAVRAMI, TARİHSEL GELİŞİMİ VE UYGULAMALARI

            Bu çalışmada; günümüz ceza hukuku politikası açısından önem arz eden onarıcı adalet mekanizması, kavramı- temel ilkeleri- tarihsel gelişimi ve cezalandırıcı adaletten farkları ve uygulamaları ile birlikte değerlendirilecektir.

            ONARICI ADALET MEKANİZMASI

            1. Onarıcı Adalet Kavramı

            Adalet sistemi, her geçen gün artış gösteren suçluluk karşısında bir takım problemlerle karşılaşmaktadır.[1] Klasik cezalandırıcı sistemde suç işleyen kişiler topluma yeniden kazandırılmak saikiyle cezaevine gönderilmekte ve toplumdan daha da fazla uzaklaştırılmaktadır. Bu durumda ise toplumdan daha fazla uzaklaşan kişiler, cezalandırıcı adaletin amaçladığı şekilde topluma kazandırılamamaktadır. Haliyle de birçok ülkede toplumlar cezalandırıcı adalet sistemine karşı giderek memnuniyetsizlik duymaktadır.

            Birçok ülkede cezalandırıcı adalet sistemine duyulan bu memnuniyetsizlik ve yaşanan hayal kırıklığı veya örf ve adet hukuku ile geleneksel hukuk uygulamalarına artan ilgi, suça ve sosyal düzensizliğe alternatif çözüm yöntemlerinin aranmasını zorunlu kılmaktadır.[2] İşte bu nedenle özü Anglo Sakson Hukukuna dayanan onarıcı adalet, Amerika, Avusturya, Kanada, İngiltere önde olmak üzere birçok ülke tarafından benimsenmiş olup kullanılmaktadır.

            Tanımı konusunda, çok geniş kapsamlı uygulaması nedeniyle yerleşik bir tanım bulunmamaktadır. Yine de onarıcı adalet, cezalandırıcı olmaktan ve zarar vermekten çok onarıcı, eğitici, affedici, sorumluluk yükleyici, toplumsal katılımı ve müzakereyi teşvik eden, mağdurun uğramış olduğu zararın giderilmesini,toplumun ise suç teşkil eden fiilden doğan anlaşmazlığın çözümü sürecine katılımını öngören; bu suretle suç oluşturan fiilin temeline inerek zararlı etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yaklaşımı ifade eder.[3]

            Onarıcı adalet kavramı, yaygın olarak kabul görse ve bu şekilde kullanılsa da “toplumsal adalet”, “iyileştirmeler yapma”, “pozitif adalet”, “ilişkisel adalet”, “düzeltici adalet”, “toplum temelli adalet” şeklinde ifade de edilebilmektedir[4]. Ayrıca onarıcı adalet, kavram itibarıyla gerçekleşen ihlalden dolayı esas zarar görenin devlet olmadığını, burada fiile maruz kalan kişinin birinci derecede zarar gördüğünü, düzeltilmesi gereken hususun mağdurun zararı olduğunu ortaya koymaya çalışan bir kavramdır.[5]

          2. Onarıcı Adaletin Temel İlkeleri

            Onarıcı adalet sisteminin özünde cezalandırma yerine onarma vardır.[6] Klasik cezalandırıcı sistemde, suç ceza kanunun ihlali olarak tanımlanmakta ve faile bu ihlalinden kaynaklı ceza verilmektedir. Başka bir anlatımla ceza hukuku toplumsal yaşamı olanaklı kılmak amacıyla, toplumda korunmaya değer yararların ihlali durumunda ceza vasıtasıyla tepki göstermektedir.[7] Ancak onarıcı adalet siteminde suç, ceza kanunun ihlalinden ibaret olmaktan çok zarar- yıkım doğuran bir eylem olarak görülmektedir. Zaten lafız itibarıyla “onarım” da buradan gelir. Keza ancak “yıkılan” – “zarar gören”, “onarılmaya” ihtiyaç duyar. 

            Onarıcı adalet düşüncesi suçun neden olduğu yaraların sarılması için yeni bir anlayış ve çözüm yöntemi getirmektedir. Bu yeni anlayışta pişmanlık, özür, utanma ve duyguların ifadesi önemli bir yere sahiptir.[8]

            Cezalandırıcı sistemin yetersizliğinin tartışıldığı dönemde aynı zamanda ceza adalet sistemi içerisinde tutulan ve dışlanan mağdurların bu durumu görülmeye ve bir ceza adalet sisteminin, gerçekten adil olabilmesi için sistem içerisinde mağdurların da söz sahibi olmaları gerektiği ifade edilmeye başlanmıştır.[9] Bu nedenle felsefik temeli itibarıyla onarıcı adaletin failin cezalandırılmasını değil mağdurun zararının giderilmesini esas aldığı sonucuna ulaşmak mümkündür.

          3. Onarıcı Adaletin Tarihsel Gelişimi

            Buraya kadar ki kısımdan, onarıcı adalet kavramının günümüzde yeni gelişmekte olan bir sistem olduğu anlaşılabilecek ise de, kökeni çok eski dönem toplumlarına dek uzanmaktadır. Onarıcı adaletin kökleri insanlık tarihi içinde Arap, Grek ve Roma uygarlıkları ile Uzakdoğu Hint uygarlıklarına kadar uzanmaktadır. Budistler Hindistan’daki Hindular, Taoistler ve Konfiçyanistler hatalı veya yıkıcı bir davranıştan sonra toplumun denge ve uyum için onarımının şart olduğunu kabul etmişlerdir. [10]

            M.Ö. 2100 yıllarında ilk yazılı ceza kanunu Hamurabi Kanunu’nun kaleme alınış tarzında mağdurun merkeze alınması ve zararın giderimi ile ilgili birçok hüküm barındırıyor olması, Roma hukukunda12 Levha Kanunu uyarınca hırsızlık suçunu işleyen kişi hakkında hırsızlığa konu eşyanın bedelinin iki katının ödenmesine karar verilmesi, gerek İslamiyet gerekse diğer Musevi dinlerde suç işleyeni, kötülük yapanı cezalandırmaktan çok affetmenin, hoşgörünün (başka bir anlatımla uzlaşmanın) ön plana çıkması gibi örnekler de onarıcı adaletin antik dönemde benimsendiğini göstermektedir.

            Modern dönemde onarıcı adalet anlayışı olarak ilk onarıcı adalet programı Amerika Birleşik Devletlerinin Kaliforniya Eyaletine bağlı Ontario şehrinde 1974 yılında gerçekleşmiştir.[11] Devamında ise özellikle 80 ve 90’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde onarıcı adaleti teşvik eden, destekleyen birçok eğitim, konferans düzenlenmiştir.

            1981 yılında Norveç, 1983 yılında Finlandiya ve 1985 yılında Avusturya’da gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalardan sonra 80’li yılların sonunda İtalya, İspanya ve Portekiz’de de çocuk faillere yönelik fail mağdur arabuluculuk sistemine ilişkin uygulama yapılmıştır. Almanya’daki onarıcı adalet çalışmaları ise 1984 yılından itibaren başlamıştır.[12] Devamında 1985 yılında, Avrupa Konseyi tarafından ilk tavsiye kararı verilmiştir.[13]

            Devamında 10–17 Nisan 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen 10. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Faillerin İyileştirilmesi Kongresinde yayınlanan Suç ve Adalet Üzerine Viyana Deklarasyonunun 28. Paragrafında, mağdurun, failin, toplumun ve diğer kesimlerin haklarına saygılı olan ve koruyan onarıcı adalet politikalarını, programlarına desteklerini açıkça ifade etmişlerdir[14]. Yine 18-25 Nisan 2005 tarihleri arasında gerçekleştirilen 11. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Faillerin İyileştirilmesi Kongresinde yayınlanan Bangkok Deklarasyonuna göre, Birleşmiş Milletlere üye olan devletler, mağdurların çıkarlarının korunması, faillerin rehabilitasyonlarının gerçekleştirilebilmesi onarıcı adalet sisteminin desteklenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.[15]

          4. Onarıcı Adalet ve Cezalandırıcı Adaletin Farkları

            Onarıcı adalet kavramının çalışma konusu itibarıyla net olarak anlaşılabilmesi için cezalandırıcı adalet ile olan farklarına da değinmek gerekmektedir. Onarıcı adalet ile cezalandırıcı adalet arasındaki temel farklar suça bakışlarında, sistemin oyuncularında, uygulanan usulde ve beklenen neticelerde olmak üzere dört esas noktada ortaya çıkmaktadır.[16]

            Yukarıda da aktarıldığı üzere cezalandırıcı adalette suç, ceza kanunun ihlalinden ibaret bir eylemdir. Haliyle de mağdur, bir yönüyle de devlettir. Nitekim kamu düzenini korumakla mesul olan devletin bu mesuliyetini engelleyen fail, devleti de mağdur etmektedir. Onarıcı Adalet ise bir suç işlendiğinde ilk önce fail ve mağduru görür; işlenen suça bir insana karşı yapılmış bir haksızlık olarak ve ilişkisel tabanda bakar.[17] Onarıcı adalette mağdur, fiile –onarılma ihtiyacına, zarara- maruz bırakılan kişidir. Yani onarıcı adalette asıl oyuncular mağdur ve faille birlikte toplum ve devletken, cezalandırıcı adaletin oyuncuları aktif olarak ve öncelikle devlet ve onunla birlikte faildir.[18]

            Uyguladıkları yöntem yönünden, cezalandırıcı adalette devlet, suçu ve suçluyu tespit edip cezasını verdiğinde adaletin gerçekleştiğine inanır; oysa onarıcı bakış açısında adalet basitçe suç ve ceza sistematiğinde değil, sorumluluk ve doğan zararların tazmini şeklinde değerlendirilir.[19]

            Cezalandırıcı adalet sisteminde, sistemin lafzından da anlaşılacağı şekilde “cezalandırma” faaliyeti söz konusudur. Bu durumda eylem isnadı altında bulunan şahıslar, suçu kabullenmekten kaçınmakta ve mağduriyetin doğmadığını ileri sürmeye meyil etmektedirler. Ancak onarıcı adalet sisteminde, “cezalandırma” faaliyeti söz konusu olmadığından bu kişiler, mağdurun mağduriyetini görmekte ve tazmin etmekte daha isteklidir ve mağdur da failin pişmanlığını veya tazmin arzusunu görerek onu affetmeye daha yatkındır. Bu vesileyle cezalandırıcı adalet faili topluma yeniden kazandırırken cezalandırıcı adalet faili ceza ile tecrit eder.[20]

            Görüleceği üzere cezalandırıcı adalet sisteminde failin sorumluluğu üstlenmesi ve mağdurun duygularını anlaması teşvik edilmemekte, devletin mağdur olduğu görüşüyle mağdur adalet sisteminin dışında bırakılmakta ve ihtiyaçları, duyguları önemsememekte[21] ve sonucunda da fail yine topluma kazandırılamadığı gibi tam tersi toplumdan iyice uzaklaştırılarak adaletin sübuta erdiği ileri sürülmektedir. Buna karşın onarıcı adalet sisteminde mağdur esas alınmakta, mağdurun zararının giderilmesi için fail teşvik edilmekte ve cezaevine girme tehdidi bulunmadığından failin yeniden topluma kazandırılması kolaylaştığından kamu düzeni sağlanmakta, korunmaktadır.

          5. Onarıcı Adalet Uygulamaları

            Onarıcı adalet, suçtan yaralanan tüm tarafların yani fail, mağdur, failin yakınları, mağdurun yakınları ve toplum üyelerinin gönüllü olarak bir araya gelmeleri ve uygun bir zaman ve mekânda bir moderatör/kolaylaştırıcı eşliğinde diyaloga geçerek suçun oluşturduğu yaraların sonrası sarılması adına adımlar atmasını ifade etmektedir.[22]

            Onarıcı olarak tanımlanan mekanizmaların listesi uzun olabilir, ama uzlaşma, mağdur-fail arabuluculuğu, çemberler ve aile veya toplum konferansları (ve tüm bunların türevlerinin) onarıcı mekanizmalar olduğu genel olarak kabul edilir.[23]

            Her ülkenin kendi iç hukuk dinamizmine göre farklı onarıcı adalet uygulaması bulunmakla birlikte (ör/Tük Ceza Muhakemesi hukukunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253-254-255. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma kurumu onarıcı adaletin bir yansımasıdır) her birinde ortak olarak gayri resmi ortamda gerçekleşen bir karşılaşma, zararı tanımlama ve giderme odaklılığı; katılım ve sorumluluk üstlenme beklentisi ve dönüştürücü sonuç şeklinde ortak noktaların bulunduğunu söylemek mümkündür.[24]


[1] BAYTAZ, Abdullah Batuhan: Onarıcı Adalate Genel Bir Bakış İstanbul Hukuk Mecmuası C. 71, S. 1, s.117

[2] ÇİFTCİOĞLU, Cengiz Topel: Onarıcı Adalet Sistemine Dair Genel Bir İnceleme, Fasikül Hukuk Dergisi, C: 7, S: 66, Mayıs 2015 s.39

[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Onarıcı_Adalet (Erişim tarihi: 01.05.2024)

[4] Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, Onarıcı Adalet Programları El Kitabı, Ceza Adaleti El Kitapları Dizisi, Birleşmiş Milletler Yayını, New York, 2006, s.6

[5] BAYTAZ, Abdullah Batuhan: (a.g.e.) s. 119

[6] KETİZMEN, Muammer: Uzlaşmanın Sirayet Etmezliği İlkesinin Sonucu Olarak Mağdurun Yargılanacak Kişiyi Seçebilme Yetkisi Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergis C:2 S:1, s.3

[7] TÖNGÜR, Ali Rıza- ÇETİNTÜRK, Ekrem: Onarıcı Adalet Anlayışının Teorik Temelleri, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:17 S:2, s.9

[8] ULUDAĞ, Şener: Onarıcı ve Cezalandırıcı Adalet: Paradigma Değişikliğini Tetikleyen Şartlar, Polis Bilimleri Dergisi C:13 S:4, s.130

[9] TÖNGÜR, Ali Rıza- ÇETİNTÜRK, Ekrem: (a.g.e.) s. 8

[10] ÇİFTCİOĞLU, Cengiz Topel: (a.g.e.) s.40

[11] BAYTAZ, Abdullah Batuhan:(a.g.e.) s.121

[12] JAHIC, Galma- YEŞİLADALI, Burcu: Mağdur – Fail Arabuluculuğu Hizmetlerinde İyi Uygulamalar, Onarıcı Adalet, Mağdur-Fail Arabuluculuğu ve Uzlaşma Uygulamaları: Türkiye ve Avrupa Bakışı,  İstanbul Bilgi Üniversitesi, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Yayını, İstanbul 2008, s. 114

[13] JAHIC, Galma- YEŞİLADALI, Burcu: (a.g.e.) s. 29

[14] Birleşmiş Milletler, 10. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Faillerin İyileştirilmesi Kongresi 10-17 Nisan 2000

[15] BAYTAZ, Abdullah Batuhan:(a.g.e.) s.122

[16] ÇETİNTÜRK, Ekrem: Onarıcı Adalet- Cezalandırıcı Adalet Sistemindeki Uzlaştırma Kurumunun Temelini Teşkil Eden Adalet Anlayışı, HD Yayıncılık, s.48

[17] KUL YENİGÜL, Aylin: Onarıcı Adalet ve Cezalandırıcı Adalet, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 9, Haziran 2019, s.15

[18] ÇETİNTÜRK, Ekrem: (a.g.e.) s. 48

[19] DÖNMEZLER, Suhi- ERMAN, Sahir: Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku Genel Kısım C:2, s. 431

[20] KUL YENİGÜL, Aylin: (a.g.e.) s.15

[21] KUL YENİGÜL, Aylin: (a.g.e.) s.17

[22] ÇİFTCİOĞLU, Cengiz Topel: (a.g.e.) s.44

[23] AKDENİZ, Galma: Onarıcı Adalet Yaklaşımı ve Kavramsal Temelleri, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 16, S: 1, Ocak 2019, Sayfa: 6

[24] Sayılan kıstaslara yönelik açıklamalar için bkz: AKDENİZ, Galma: (a.g.e.) s.6-8

Yazar

  • Av. Kadir Çelik

    Kadir Çelik, Hukuk Portal platformunun kurucularından olup avukatlık mesleğini ifa etmektedir. Meslek hayatına ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, İdare Hukuku ve Tazminat Hukuku gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren hukuk bürolarında başlamış olup edindiği tecrübeler ve görüşleri Hukuk Portal üzerinden diğer hukukçulara ve vatandaşlara aktarmayı hedeflemektedir. Kurucumuz, aynı zamanda Çankaya Üniversitesi Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı’na devam etmektedir.

    İletişim Bilgileri:
    E-posta: avcelikkadir@outlook.com
    Telefon: +90 543 407 0490

    Tüm makalelere göz atın

Bir Cevap Yazın

Hukuk Portal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin