Bu çalışmada, hukuk yargılamasında istinaf kanun yolu incelemesinin talep üzerine duruşmalı yapılıp yapılamayacağı, duruşmalı yapılması talebinin reddedilmesi durumunun hangi Anayasal hakları ihlal edebileceği konusu irdelenecektir.
AİHS m. 6 gereği herkes, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili anlaşmazlıkların çözümlenmesinin karara bağlanması konusunda yargılamanın “AÇIK OLARAK GÖRÜLMESİNİ” isteyebilir. Ayrıca aleni yargılanma hakkı Anayasamızda düzenlenmiş şekliyle “mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır” hükmü ile tanınmıştır. (Başaran, Başar; Aleni Yargılanma Hakkı, Mevzuat Dergisi, s3)
Aleni yargılanma, sadece kamu hukuku yönünden değil, özel hukukun konusunu oluşturan medeni hak ve vecibelerde de uygulama alanı bulacaktır. Başka bir anlatımla geleneksel özel hukuk uyuşmazlıklarının 6. madde kapsamına girdiği konusunda bir tereddüt yoktur. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2018 tarihli, 2017/625 esas ve 2018/275 sayılı kararı)

Burada belirtmek gerekir ki; bir davanın taleplerle belirlenen sınırları dâhilinde, ikinci kez yeniden görülüp gerekiyorsa karara bağlanmasını hedefleyen bir üst derece yargılama biçimi istinafta, esas olan duruşmalı incelemedir. Bu nedenle aleniyet ilkesi de, duruşma icrasına ihtiyaç duyulduğu ölçüde, geçerliliğini koruyacak, varlığını devam ettirecektir (Tanrıver, Süha; Hukuk Yargısı Bağlamında Adil Yargılanma Hakkı s. 203). İstinafta, hem ilk derece mahkemesinin gerçekleştirdiği yargılama denetlenir hem de gerekirse yeniden inceleme yapılarak karar verilir. Zira istinaf yolunda sadece hukuki denetim değil, aynı zamanda maddi vakıa denetimi de yapılmaktadır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.05.2023 tarihli, 2022/790 esas ve 2023/409 sayılı kararı). Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden karar verilebilecek durumlar 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2020 tarihli, 2020/6733 esas ve 2020/15964 sayılı kararı). Son olarak; kanunun 356. maddesinin birinci fıkrasına göre de istinaf incelemesi esasen duruşmalı olarak yapılır.
Uygulamada tarafların ilk derece mahkemesince verilen karara karşı yaptıkları istinaf başvurularının “duruşmalı görülmesini talep ettikleri” görülmekte ise de istinaf merci tarafından duruşmalı yargılama talepleri kimi zaman herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmekle birlikte kimi zaman da HMK m.353’e atıf yapılarak duruşmalı inceleme yapılması talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durum; HMK m. 356 nazarında istinaf incelemesinin kural olarak duruşmalı yürütülmesi gerekliliği karşısında gerekçeli karar hakkının ve aleni yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
Nitekim AİHM’de 12.12.2023 tarihli, 2018/25852 numaralı Deliktaş-Türkiye davasında ülkemizdeki istinaf merciini değerlendirirken “…Türkiye’deki bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece temyize elverişli karar ve hükümleriyle ilgili olarak esas ve usule ilişkin meseleleri inceleme yetkisine sahip olduğunu…” belirtmiş ve başvuranın istinaf incelemesinin duruşmalı yürütülmesi talebine yönelik değerlendirme dahi yapılmadan duruşmasız olarak hüküm tesis edilen olayda yüksek mahkemece “…Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin başvuranın duruşma talebini ele almaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği…” sonucuna varılmıştır.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 26.01.2023 tarihli, 2021/32082 esas sayılı kararının muhalefet şerhinde “…AİHS hukuku yönünden istinaf kanun yolunu benimseyen hukuk sistemlerinde üst mahkemenin maddi meseleyi tekrar incelemesi gerekiyorsa duruşma yapılmamasının aleni yargılanma hakkını ihlal edebileceği…” belirtilmiştir.
Yine AİHM’in 29.10.1991 tarihli, 85/11826 sayılı “Helmers-İsveç” başvurusunda ve 26.05.1988 tarihli, 1056/83 sayılı Ekbatani/İsveç başvurusunda “Hukuki sorunlarla birlikte işin esası da inceleme konusu yapılıyorsa, dava duruşmalı ve kamuya açık olarak görülmelidir” ilkesinden hareketle kanun yolu incelemesinin duruşmalı yapılmaması ihlal sebebi olarak kabul edilmiştir.

