Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrası gereği ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Yine aynı madde kapsamında fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır ve fatura kesinleşir.
Bu durumda, bahsi geçen faturanın ticari deftere işlenip işlenmemesi, kişinin borcunun miktarı veya borçlu olmadığının ispatı aşamasında hukuk muhakemesi açısından ayrıca önem arz etmektedir. Nitekim süresi içerisinde itiraz edilmemiş fatura, ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK’nın 222. maddesine bakmak gerekmektedir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığını da kanıtlar niteliktedir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve bu bağlamda da fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Yani içeriğine itiraz edilmemiş faturanın ticari defterlere işlenmesi halinde aksini tanıkla ispat mümkün değildir.
Nitekim duruma ilişkin olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 09.04.2018 tarihli, 2017/1445 esas ve 2018/1438 sayılı kararında “…ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir…” şeklinde çok açık tespitler yapılmıştır.
Yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 05/02/2018 tarih ve 2016/3890 Esas ve 2018/368 sayılı kararında “…fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir…” şeklinde çok açık bir tespitle ticari defterin kesin delil niteliğine vurgu yapılmıştır. Bahsi geçen tespitin bir diğer sonucu da; “kesin delillerin gerçeği yansıttığının kabulü ile aksine tanık delilinin ileri sürülememesi” olduğuna göre, süresinde itiraz edilmediğinden kesinleşmiş bir faturanın söz konusu olduğu ve bu faturanın ticari deftere işlenmiş olduğu durumlarda, tanık delilinin ileri sürülemeyeceği sonucuna ulaşılacaktır.

