İdari işlemin hukuka uygunluğundan söz edebilmek için idari işlemin şekil unsuru yönüyle de hukuka uygun olması gerekir. Nitekim 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, hukuka aykırılığı iddia edilerek menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında, işlemin şekil unsuru yönünden de yargısal denetime tabi olduğunun kabulü gerekeceğinden, idari işlemin tesisinde veya bir kararın alınmasında önceden Yasayla saptanmış bulunan usul kuralına uyulmaması kural olarak hukuka aykırılık halini oluşturmaktadır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16.04.2009 tarihli, 2006/69 esas ve 2009/1089 sayılın kararı)
Öte yandan idari yargılama usulünde re’sen araştırma yetkisi; mahkemenin davanın açıldığı andan nihai karar verilinceye kadar geçen safhada, davanın sevk ve idaresini, maddi olayın mevcudiyetinin araştırılmasını, delillerin elde edilmesini, incelemenin bizzat yapılması veya yaptırılmasını, maddi olayın hukuki tavsifi, olaya uygulanacak hukuk kurallarının tespiti, olayın hukuki nitelendirmesinin yapılması, iddia ve savunmalarda ortaya konan maddi durumun gerçeğe uygun olup olmadığının araştırılmasını kapsamaktadır (SENLEN Süheyla: “İdari Yargılama Usulüne Hakim Olan İlkeler Karşısında İspat ve Delil Hususları”, İstanbul 1997, s.12).
Bu bağlamda kanunun açık hüküm ile birlikte şekil şartı koyması durumunda idari yargılama mercilerince durumun kendiliğinden dikkate alınarak incelenmesi ve hukuka aykırılık durumunda işlemin iptali yönünde hüküm tesis etmek gerekir.
3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 1. fıkrası gereği “imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır”.
Maddenin lafzından anlaşılacağı üzere idari müeyyidelerin uygulanabilme şartı; ilgili idare encümenince on iş günü içinde harekete geçilerek işlem tesis edilmesidir. Keza madde gerekçesinde de maddenin lafzı ile paralel olacak şekilde “idari müeyyidelerin, aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit tarihinden itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince, sorumluların yapıda üstlendiği sorumluluklara göre ayrı ayrı uygulanacağı açıklanmıştır” şeklinde açıklamalar yapılmış ve idari müeyyidenin ancak aykırı halin tespiti ile on iş günü içinde harekete geçilmesi suretiyle yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda imar mevzuatına aykırılık halinde tesis edilecek idari işlemin süresi içerisinde yapılması gerektiği, yapılmazsa şekil şartı yokluğundan idari işlemin iptalinin söz konusu olabileceği sonucuna ulaşılacaktır.

