Boşanma akabinde açılan mal rejimi davalarında edinilmiş mal rejimine konu mallardan birisi de taraflardan birinin üzerine kayıtlı şirketler olup şirketlerin tasfiyesi mal rejimi davalarında büyük önem arz etmektedir.
Mal rejimine konu şirketin tasfiye değeri; şirketin mal rejiminin sona erdiği andaki durumu ve değeri; o tarihteki ekonominin genel durumu, şirketin faaliyet gösterdiği sektörün konumu, büyüklüğü ve büyüme hızı, tasfiyeye konu şirketin sektördeki yeri, pazar payı, varlık ve sermaye yapısı, şirketin kullandığı teknoloji, makina ve tesisatın durumu ile araştırma geliştirme (ARGE) faaliyetleri, ürettiği hizmet ve ürünleri pazarlama gücü, büyüme potansiyeli, şirketin değerlendirme anındaki ve gelecekteki satışlarına, kazançlarına, nakit akışlarına ve finansal durumuna ilişkin 5-10 yıllık tahminler, kar dağıtım politikası, gelecekte planlanan sabit kıymet yatırımları, stratejisi, rekabetçi konumu, müşteri portföyü, organizasyonu ve yönetim kadrosu ile gelecekte şirketin ortaya çıkarması beklenen nakit akışlarının analizi, ekonominin genel arz ve talep kuralları göz önünde bulundurularak belirlenir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2022 tarihli, 2022/3317 esas ve 2022/6740 sayılı kararı).
Genel olarak uygulamada da yukarıdaki içtihattaki kıstasların baz alınarak araştırma yapıldığını söylemek mümkündür.
Buradaki dikkat edilmesi gereken husus, bilirkişilerce şirketin mal rejimine esas olacak şekilde tasfiye tarihindeki değeri belirlenirken yalnızca özvarlıklarından hareket edilmemesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2018 tarihli, 2016/12000 esas ve 2018/20049 sayılı kararında da tek başına öz varlık hareketleri üzerinden hesaplama yapılarak katılma alacağı hesaplanan olayda yüksek mahkemece “…ne var ki, mali müşavir tarafından değerlendirme ve hesaplama yapılırken şirkete ait ticari defter ve belgeler ile dosyaya sunulan kurumlar vergisi beyannameleri incelenerek yıllar itibariyle öz varlık hareketleri değerlendirilmek suretiyle hesaplama yapılmış ve boşanma dava tarihi itibariyle ödenmiş sermayenin 58.972,64 TL ve davalının %25 hissesine düşen miktarın 12.647,71TL olduğu bildirilmiştir. Bu itibarla, yapılan değerlendirme ve hesaplamalar Dairenin YUKARIDA BELİRTİLEN İLKE VE UYGULAMALARINA UYGUN BULUNMAMAKTADIR. Mahkemece, davalının şirkette %25 oranında hissesi bulunduğu ve sermaye artışının taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 2007 yılında yapıldığı dikkate alınarak…” hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiş ve aksi yöndeki karar hukuka aykırı kabul edilmiştir.

