Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının iç hukuka etkisini simgeleyen tokmak ve Avrupa Birliği bayrağı

AİHM KARARLARI VE İÇ HUKUKA ETKİSİ SERİSİ -2 SÖZLEŞMENİN İÇ HUKUKTAKİ YERİNE DAİR MAHKEME KARARLARI

AİHM kararları ve iç hukuka etkisi çalışma serimizin ilk yazısında genel olarak AİHS ve iç hukuktaki yerini irdelemiştik (bkz: https://hukukportal.net/aihm-kararlari-ve-ic-hukuka-etkisi-serisi-1-genel-olarak-aihs-ve-ic-hukuktaki-yeri/). Bu yazımızda, sözleşmenin iç hukuktaki yerine dair yüksek yargı kararlarına ve değerlendirmelerine yer verilecektir.

1. Anayasa Mahkemesi:

Anayasa Mahkemesi, iç hukuk düzenlemeleri olan kanunların Anayasaya somut veya somut denetimini yaparken, kanunların Anayasa’ya uygunluğuna bakmakta, denetimi yapılan normun Uluslararası Sözleşmelere uygun olup olmadığını denetlememektedir. Zaten böyle bir görevi de yoktur. Ancak bireysel başvuru da hak ihlallerinin denetimini yaparken, Anayasa yanında Uluslararası Sözleşmelerin hükümlerine de atıf yapmıştır. Daha çok destek normu olarak kullandığı anlaşılmaktadır.[1]

Öte yandan kanun- uluslararası anlaşma çatışmasına yönelik olarak Anayasa Mahkemesi bir kararında[2] Anayasa’nın 90. maddesine atıfta bulunarak “…temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası bir andlaşma ile bir kanun hükmünün çatışması halinde, uluslararası andlaşma hükmünün öncelikle uygulanması gerekir. Bu durumda başta yargı mercileri olmak üzere, birbiriyle çatışan temel hak ve özürlüklere ilişkin bir uluslararası andlaşma hükmü ile bir kanun hükmünü önlerindeki olaya uygulamak durumunda olan uygulayıcıların, kanunu göz ardı ederek uluslararası andlaşmayı uygulama yükümlülükleri vardır…” şeklinde ve “…Anayasa’nın 90. maddenin beşinci fıkrası uyarınca, sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup, kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, uygulamada bir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan sözleşme hükümleri arasında bir uyuşmazlığın bulunması halinde, sözleşme hükümlerinin esas alınması zorunludur. Bu kural bir zımni ilga kuralı olup, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleriyle çatışan kanun hükümlerinin uygulanma kabiliyetini ortadan kaldırmaktadır (B. No. 2013/2187,19/12/2013, § 45)…” şeklinde gerekçe tesis edilmiştir.

Atıfta bulunulan karardan Anayasa Mahkemesi’nin kanun- uluslararası çatışmasında anlaşmaya üstünlük tanındığı anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında sözleşmeye açıkça yasa üstü ya da anayasal değer tanınmamaktadır[3].

2.  Yargıtay:

Kanun-uluslararası anlaşma çatışmasında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir kararında[4] “…Temel hak ve hürriyetlerden olan ücretsiz müdafi hakkına ilişkin yasal mevzuat ile AİHS’nin farklı hükümler içermesi sebebiyle Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca somut olayda AİHS’nin 6/3-c maddesi hükmünün uygulanması gerekmekte…” şeklinde gerekçe oluşturulmak suretiyle anlaşmaya kanundan üstünlük tanınarak anlaşmanın uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bir kararında da[5] Anayasa’nın 90maddenin beşinci fıkrası uyarınca, sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup, kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, uygulamada bir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan sözleşme hükümleri arasında bir uyuşmazlığın bulunması halinde, sözleşme hükümlerinin esas alınması zorunludur. Bu kural bir zımni ilga kuralı olup, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleriyle çatışan kanun hükümlerinin uygulanma kabiliyetini ortadan kaldırmaktadır…” şeklinde gerekçe oluşturularak kanun- uluslararası anlaşma çatışmasında anlaşmaya üstünlük tanınarak bu gibi durumlarda anlaşmanın uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında[6] “…Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası gereğince temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin Anayasa’ya aykırılığı iddia edilemeyeceği için bu sözleşmelerin Anayasa ile birlikte yorumlanması gerekir…” şeklinde gerekçe oluşturularak temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin Anayasa ile ihtilafı halinde (yani uluslararası anlaşma- Anayasa çatışması halinde) bu sözleşmelerin Anayasa’ya aykırılığı iddia edilemeyeceği, yani Anayasa’nın üstün olduğu kabul edilmiş ve sözleşme ile Anayasa’nın birlikte uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay’ın yukarıda atıfta bulunulan içtihatlarından; Yargıtay’ın temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren konularda kanun-uluslararası anlaşma çatışmasında anlaşmaya üstünlük tanıdığı, ancak Anayasa- uluslararası anlaşma çatışmasında Anayasa’yı üstün norm kabul edilerek sözleşmenin Anayasa ile birlikte uygulanması gerektiğini vurguladığı anlaşılmaktadır.

3. Danıştay:

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun bir içtihadı birleştirme kararında[7] “…bir uygulamanın Türkiye’nin de taraf olduğu ve onayladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5 inci, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin 3. maddesinde açıklanan “Hiç kimse haysiyet kırıcı ceza ve muameleye tabi tutulamaz” kuralı ile bağdaşmayacağı açıktır…” şeklinde gerekçe oluşturularak uluslararası anlaşmaya destekleyici norm olarak atıfta bulunulmuştur.

Danıştay 5. Dairesi’nin bir kararında ise[8] “…Anayasanın 90. maddesindeki hüküm karşısında, uluslararası antlaşmaların Anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğine ve bu antlaşmalarla bir devletin diğer devletlere karşı antlaşmada yer alan hak ve hürriyetlerden kendi vatandaşlarını da yararlandırmak konusunda uluslararası yükümlülük altına girmiş olduğuna göre, usulüne uygun şekilde onaylayarak yürürlüğe konulmuş bu nitelikte bir antlaşmanın, Anayasaya aykırı hüküm taşısa bile uygulanmaktan alıkonulamayacağı, kendisinden önce veya sonra çıkmış olan yasalara aykırılığı ya da sonradan çıkan yasanın antlaşma kurallarını değiştirdiği ileri sürülerek uygulanmasının savsaklanamayacağı Türk hukukunda genellikle kabul edilmektedir. Anayasa, antlaşmaların Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini açıklamak suretiyle, ulusal hukuk yönünden antlaşmaların üstünlüğü ilkesini benimsediğini belirtmiş olmaktadır…” şeklinde gerekçe oluşturularak anlaşmalara üstünlük tanınmıştır.

            Danıştay 10. Dairesi’nin bir kararında da[9] “Yasa üstü normlar olarak niteleyebileceğimiz sözleşmelerde, çocuklar arasında her türlü ayrımcılığa son verilmiştir…” şeklinde oluşturulan gerekçede Daire tarafından uluslararası sözleşmenin yasa üstü norm olarak tanımlandığı anlaşılmaktadır.

            Danıştay’ın yukarıda atıfta bulunulan içtihatlarından AİHS’ni destek norm olarak kullanmakla birlikte daha çok Sözleşme’nin yasa üstü bir konumda olduğunu vurguladığı anlaşılmaktadır.[10]

            Gelecek yazımızda, kuruluş, yapı, görev ve yargılama usulü İtibarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi irdelenecektir.

[1]Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2020 tarihli, 2020/189 esas ve 2020/888 sayılı kararında muhalefet şerhi

[2]Anayasa Mahkemesi 2. Bölümü’nün 16.10.2014 tarihli, 2013/5447 bireysel başvuru numaralı kararı

[3]Çavuşoğlu,  Naz: İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi: Kararların Uygulanması Türkiye Kararları, Birinci Basım, İstanbul, Su Yayınları, Ağustos 2003, s.87–88

[4] Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.06.2021 tarihli, 2017/412 esas ve 2021/308 sayılı kararı (benzer yönde bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.04.2019 tarihli, 2018/13-296 esas ve 2019/269 sayılı kararı)

[5] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.06.2015 tarihli, 2015/8508 esas ve 2015/12061 sayılı kararı

[6] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2020 tarihli, 2020/189 esas ve 2020/888 sayılı kararı (benzer yönde bkz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.05.2005 tarihli, 2005/9-320 esas ve 2005/355 sayılı kararı)

[7] Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 07.12.1989 tarihli, 6/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı

[8] Danıştay 5. Dairesi’nin 22.05.1991 tarihli, 1986/1723 esas ve 1991/933 sayılı kararı

[9] Danıştay 10. Dairesi’nin 29.06.2009 tarihli, 2006/2214 esas ve 2009/7098 sayılı kararı

[10]Akyüz, Volkan; a.g.e. s.52

Yazar

  • Av. Kadir Çelik

    Kadir Çelik, Hukuk Portal platformunun kurucularından olup avukatlık mesleğini ifa etmektedir. Meslek hayatına ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, İdare Hukuku ve Tazminat Hukuku gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren hukuk bürolarında başlamış olup edindiği tecrübeler ve görüşleri Hukuk Portal üzerinden diğer hukukçulara ve vatandaşlara aktarmayı hedeflemektedir. Kurucumuz, aynı zamanda Çankaya Üniversitesi Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı’na devam etmektedir.

    İletişim Bilgileri:
    E-posta: avcelikkadir@outlook.com
    Telefon: +90 543 407 0490

    Tüm makalelere göz atın

Bir Cevap Yazın

Hukuk Portal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin