Öldürme ile yaralama arasındaki kastın belirlenmesindeki ölçütler ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.05.2006 tarihli, 2006/1-97 esas ve 2006/132 sayılı kararında “…fail ve mağdur arasındaki husumetin nedeni ve niteliği, failin cürümde kullandığı saldırı aletinin mahiyeti, atış veya darbe sayısı ile mesafesi, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri ile nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, olayın akışı ve sebebi, failin işlemeye kastettiği cürmün meydana gelmesine iradesi dışında engel bir halin olup olmadığıdır…” şeklinde sıralanmıştır.
Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.11.1982 tarihli, 1982/1-276 esas ve 1982/431 sayılı kararına göre “…öldürme kastı, öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumetin bulunması, darbelerin sayısı, şiddeti ve sonucu alınmasını önleyen bir engelin bulunup bulunmadığı gibi unsurların eklenmesi ile ortaya çıkar…”.
Hayati tehlike yönünden ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.06.1984 tarihli, 66/207 sayılı kararında belirtildiğ
i gibi “…mücerret hayati tehlike tevlit etme hali, tek başına öldürme kastını göstermez…”. Hal böyleyken; tek başına hayati tehlike unsurunun da, kişinin öldürme kastını belirleyici nitelikte değildir. Nitekim her somut olayın kendine has koşullarında, öldürme kastının varlığının kabul edilebilmesi için, sayılan bütün şartların somut olayda kümülatif bir şekilde barınırıyor olması gerekmektedir.
Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26.11.2012 tarihli, 2009/8411 esas ve 2012/8682 sayılı kararında “…oluşa ve dosya kapsamına göre; olay günü sinemadan çıkan sanığın, mağdurlar ile ters bakışma nedeniyle tartıştığı, tartışma sırasında sanığın, kavga ortamında rastgele savurduğu bıçakla mağdur G’yi biri toraksa nafiz olup, sağ meme başında, sol ön kolda, omuzda, sağ koltuk altında, sağ glutea bölgelerine toplam yedi kez vurarak pnömotoraksa ve yaşamsal tehlike geçirmesine sebebiyet verdiği, sanığın, eylemine devam etmeden olay yerinden kaçtığı…” şeklinde özetlenen olayda “…sanığın engel hal bulunmaksızın eylemine kendiliğinden son vermesi, yaşamsal tehlikeye yol açan yaranın tek oluşu, diğer yaraların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir oluşu, sanık ve mağdur arasında öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunmaması, öldürme kastını gösterir hetürlü kuşkudan uzak, kesin ve yeterli kanıt bulunmamış olması karşısında; sanığın yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü…”şeklinde tespitler yapılarak sanık tarafından 7 kez bıçak darbesinin vurularak katılanın hayati tehlike geçirdiği olayda kastının yaralamak olduğuna hükmedilmiştir.
Bu nedenle hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralamanın tek başına öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturmayacağı sonucuna ulaşılacaktır.

